UYGULAMALARIMIZ

Kozmetik Uygulamalar


  1. Botulinum Toksini

    Botulinum toksini (botox) kasların kasılmasıyla oluşan cizgilenmelerin ve kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Kasların geçici olarak gevşemesini sağlar. Etkisi 3. Günden itibaren başlar , 2 hafta içinde oturur, 3-6 ay sonunda kas faaliyetleri geri dönmeye başlar. Tekrarlayan uygulamalarda dahi kaslarda herhangi bir hasar bırakmaz.

    Botulinum toksin çok ince botox iğneleriyle uygulanır, işlemden önce sürülen lokal anestezik kremin etkisiyle işlem esnasinda hissedilen ağrı minimaldir.

    Botox alın, kaş arası, göz çevresi, burun üzerindeki tavşan çizgileri, ağız çevresi kırışıklıkları, ağız kenarından aşağı inen kırışıklıklar ve boyun çizgilerinin giderilmesi amacıyla kullanılır.

    Bunun yani sıra kaslara şekil verme, burun ucunun kaldırılması, gülerken diş etlerinin görünmesini engelleme, diş sıkmayı önleme amacıyla da kullanılmaktadır.

    Botoxla aynı zamanda çenedeki kaldırım taşı görüntüsündeki karışıklıklardan kurtulmak, daha net bir çene hattına ve daha ince bir yüz yapısına sahip olmak mümkündür.

    Kimlere botox yapılmaz? Kas hastalığı olanlara, kanama bozukluğu olanlara, botulinum toksinin herhangi bir bileşenine karşı allerjisi olanlara, gebe ve emzirenlere, yüz bölgesinde aktif enfeksiyonu olanlara.

    Uygulama sonrası dikkat edilecekler: 2 saat boyunca uygulama yapılan mimik kaslarının sık sık kullanılması, 3-4 saat dik pozisyonda durulması, 24 saat boyunca uygulama yapılan bölgenin masaj, sürtünme, ovalama gibi travmalardan sakınılması.


  2. Dolgu Uygulamaları

    Bölüm güncelleniyor…


  3. Gençlik Aşısı

    Gençlik aşısı olarak adlandırılan uygulama, ciltte nem dengesini sağlamak, kırışıklıkları azaltmak ya da önlemek, lifting etkisinden faydalanmak amacıyla, hyalüronik asit içeren ürünün cilde uygulanmasıdır. Hyalüronik asit su tutucu özelliği ile cilde nem verir. Kollajen ve elastin artışına katkı sağlayarak cildin daha esnek ve pürüzsüz olmasını sağlarken yaşlanma sürecini de geciktirir. 2-4 hafta arayla 2-4 seans uygulanabilir. 6 ayda bir tekrarlayan uygulamalarla iyilik halinin devamlılığı sağlanabilir. 20-25 yaştan itibaren her yaşta uygulanabilir. İşlemden sonra geçici olarak hafif şişlik, kızarıklık, morluk, hassasiyet olabilir. Bunlar geçicidir. İşlemden sonra 2-3 gün ağır egzersiz, sıcak banyo önerilmez. Sırt üstü yatmak faydalıdır. Yüze hafif masaj yapılabilir.


  4. PRP

    PRP (Platelet Rich Plasma), trombositten zengin kan demektir. PRP tedavisi, kişinin kendi kanı alınarak santrifüj edildikten sonra sorunlu bölgeye uygulanması şeklindedir. Bunun için özel tüpler kullanılır ve en az 1 milyon trombosit sayısına ulaşılması hedeflenir.
    Trombositler normal şartlarda yaralanan deri bölgesine gelerek, büyüme faktörleri salgılarlar ve yara iyileşme mekanizmasında önemli rol oynarlar. Ayrıca yaralanan bölgeye kök hücrelerini çekerler. PRP tedavisi yapıldığında da aynı mekanizmayla ciltte onarım ve yenilenme süreci başlar.
    Cilt sarkması, kırışıklık, leke tedavisi, akne izleri, yara izleri, cilt çatlakları ve saç dökülmelerinde tek başına veya diğer tedavilerle kombine olarak başarılı sonuçlar elde edilebilir. Etkinliği artırmak için radyofrekans, mezoterapi, mikroiğneleme gibi yöntemler birarada uygulanabilir.
    Tedavi 2-4 hafta aralıklarla 3-4 seans yapılmalıdır. Etkisi 2.-3. Seanstan sonra ortaya çıkar ve 1-1,5 yıl devam eder. İşlem sonrası enjeksiyon yerlerinde bazen morluklar olabilir ancak geçicidir. Kişinin kendi kanı olduğu için allerji ve yan etki riski düşüktür.
    Kan sulandırıcı kullanan, kanser öyküsü olan, enfeksiyonu olan kişilere ve hamilellik, emzirme döneminde olanlara uygulama yapılmaz. İşlem yapılan gün sıcak banyo önerilmez. Güneşten korunulmalıdır.


  5. Altın İğne (İğneli Radyofrekans)

    Bölüm güncelleniyor…


  6. Mezoterapi

    Çeşitli vitamin, antioksidan madde, bağ doku maddeleri, biomimetik peptitler, hyalüronik asit gibi maddelerin minik iğneler yardımıyla derinin orta tabakasına enjekte edilmesi işlemidir. Kişinin mevcut sorunu ve uygulama amacına yönelik ürünler tercih edilir.
    Saç dökülmesi, yüz gençleştirme, lifting, selülit tedavisi, bölgesel yağlanma, yara izi, çatlak ve leke tedavisinde tek başına ya da çoğunlukla mikroiğneleme, radyofrekans gibi yöntemlerle kombine olarak uygulanır.
    Gebelik, emzirme, diyabet, kalp, karaciğer, böbrek hastalığı, kan pıhtılaşma bozukluğu, aktif enfeksiyonu olanlarda, uygulanan maddeye karşı allerjisi olanlarda mezoterapi uygun değildir.

    Yüz mezoterapisi(Mezolifting)

    , cilde parlaklık ve esneklik kazandırmak, sarkma ve yaşlanmayı önlemek ya da geriletmek, yorgun görünümü gidermek, sigara kullanımına bağlı cilt hasarını onarmak, güneşin zararlı etkilerini düzeltmek, leke tedavilerinde destekleyici olarak, akne-yara-yanık izi tedavisinde destekleyici olarak etkili bir şekilde kullanılır. 1-4 hafta aralarla 4-6 seans uygulanır. 3-6 ayda bir tekrarı yapılabilir.

    Saç mezoterapisi

    saç dökülmesini azaltmak, mevcut saçın kalitesini artırmak ve yeni saç çıkışını uyarmak amacıyla uygulanır. Kadın ve erkek tüm hastalara yapılabilir. Özellikle stres kaynaklı, mevsimsel, gebelik sonrası dökülmelerde, alopesi areatada, erkek tipi saç dökülmesinde etkilidir. Mikroiğneleme ve PRP ile kombine edilebilir. Uygulanan ürüne göre seanslar 1 hafta-1ay arayla 3-10 seans planlanabilir. İşlem sonrası 2 gün saçlar yıkanmamalıdır. Dermatoloğunuzun önerdiği evde kullanım ürünleri varsa kullanmanız önemlidir.


  7. Mikroiğneleme

    Mikroiğneleme , üzerinde 200-500 adet çok ince mikro iğneler bulunan roller silindir şeklinde bir el cihazı ya da elektrikli ya da pille çalışan kalem (pen) şeklinde cihazlarla uygulanan bir yöntemdir.
    Cilt sarkması, kırışıklık, leke tedavisi, akne izleri, yara izleri, cilt çatlakları, gözenek sıkılaştırma ve saç dökülmelerinde tek başına veya diğer tedavilerle kombine olarak uygulanabilir.
    Uygulama sırasında deri yüzeyinde yüzlerce minik kanallar açılır. Oluşan hasar ile doğal yara iyileşme mekanizmaları devreye girer ve büyüme faktörleri, hyalüronik asit, kollajen, elastin gibi maddelerin üretimi artar. Böylece doğal cilt yenilenmesi meydana gelir. İşlem sırası veya sonrasında cilt yenileyici ürünlerin kullanımı ile etkinlik çok daha fazla olmaktadır. 2-4 hafta arayla en az 5-6 seans uygulama gerekir. Etkileri görmek için en az 3 ay beklenmelidir.
    İşlem sonrası 2-3 gün kızarıklık sürebilir. Güneşten korunulmalıdır. Esmer ve lekeli ciltlerde dikkatli olunmalıdır. Gebelik, emzirme, kemoterapi, radyoterapi, enfeksiyon, keloid eğilimi varlığında uygulanmamalıdır.


  8. Saç Dökülme Tedavisi

    Saç dökülmesi tedavisinde öncelikle tanı doğru yapılmalıdır. Saç dökülmesinin nedenlerini ve dökülme tipini öğrenmek gerekir. Dökülmeye yol açan faktörler belirlenerek uygun tedavi planlanır. FDA onaylı ilaçlar Dermatoloji Uzmanı kontrolünde kullanılabilir. Saç mezoterapisi saç dökülmesinde oldukça sık kullanılan etkili bir tedavi yöntemidir. Saçın sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için gerekli olan vitamin, antioksidan, mineral ve dolaşım düzenleyici maddelerin mikroiğneler yardımı ile saçlı deriye doğrudan enjekte edilmesi sürecini içerir. Başarılı sonuçlar alınan yöntemlerden biri de PRP işlemidir. Hastanın kendi kanının alınıp belirli işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen trombositlerden zengin plazmanın, şikayet olan bölgeye enjekte edilmesi işlemidir. Bu yöntem özellikle genetik dökülmelerde oldukça etkilidir. Saç mezoterapisi, PRP ile kombine uygulanabilir.
    Saç dökülmelerini önlemek, saçların sağlıklı uzaması ve canlı görünmesini sağlamak için rutin alışkanlıklarda bazı düzenlemeler yapmak gerekir. Örneğin; bilinçsizce yapılan diyetlerden uzak durulmalıdır. Diyet, doktor kontrolünde yapılmalıdır. Protein ağırlıklı beslenmek faydalıdır. Vitamin eksikliği varsa takviye edilmelidir. Çinko, B12, bakır, folik asit içeren besinler tüketilmelidir. Antioksidan yiyeceklere (sebze, meyve gibi) yer verilmelidir. Fast food tarzı beslenme alışkanlıklarından uzak durulmalıdır. Düzenli uyku önemlidir. Stres, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Uzman kontrolü dışında saç sağlığı için önerilen ilaçlar kullanılmamalıdır.


  9. Cilt Bakımı

    Cildin ihtiyaçlarına ve cilt tipine göre belirlenen uygun yöntem, cihaz ve ürünlerle yapılan bakım işlemleridir. Akne sorunlarının giderilmesi, gözeneklerin sıkılaştırılması, ciltte canlılık ve parlaklığın sağlanması, lekelerin azaltılması amacıyla kuru, karma, yağlı ciltlere özel bakım uzman ve tecrübeli kişiler tarafından yapıldığında ve düzenli yapıldığında etkili sonuçlar alınabilmektedir. Hangi yaş ve cilt tipinde olursa olsun herkesin profesyonel cilt bakımına ihtiyacı vardır.


  10. Aşırı Terleme Tedavisi

    Egzersiz, sıcak ortam, ani heyecan, endişe, korku gibi duygu durumlarında vücut ısısı yükselir ve buna yanıt olarak terleme olur. Vücudun doğal bir tepkisidir. Bu gibi durumlar olmadığında da aşırı terleme oluyorsa ve bu durum kişinin sosyal yaşantısını etkiliyorsa, kıyafet seçimini belirliyorsa, okul veya iş verimini bozuyorsa tedavi etmek gerekir.
    Hiperhidrozis bölgesel veya yaygın şekilde görülebilir. Yaygın hiperhidrozis enfeksiyon, diyabet, kullanılan ilaçlar, tiroid hastalıkları, menopoz gibi hormonal etkiler, gut hastalığı, obezite gibi nedenlerle olabilir ancak herhangi bir sebebe bağlı da olmayabilir. Bölgesel hiperhidrozis koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı, saçlı deri gibi sınırlı bölgelerde görülür. Aile öyküsü olabilir ancak genellikle sebepsizdir.
    Tedavi seçenekleri arasında kremler, iyontoforez, botulinum toksini, cerrahi girişimler, ağız yoluyla alınan ilaçlar yer alır. Terleme tipi, terleyen bölge, terleme şiddeti, daha önce kullanılan tedavilere göre tedavi planlanır. Etkinlik ve yan etkiler açısından kişisel farklılıklar gözlenebilir.


  11. Kılcal Damar Tedavisi

    Bölüm güncelleniyor…


  12. Leke Tedavisi

    Bölüm güncelleniyor…


  13. Lazer Epilasyon

    Bölüm güncelleniyor…


  14. Karbon Peeling

    Cilde karbon kremi sürüldükten sonra Q-switched Nd:Yag lazerle uygulanan bir işlemdir. Karbon krem, lazerin deri yüzeyinde ısı ve ses dalgaları etkisinin daha fazla olmasını sağlar. Özel olarak hazırlanmış karbon krem, lazer ışığının etkisiyle, ani bir ısınmayla deri yüzeyinden kalkarken, derinin yüzeysel tabakasını da buharlaştırır. Aynı zamanda lazerin hücre yenilenmesini sağlayan fotoaktivasyon etkisi de gerçekleşir. Böylece kollajen üretimi de artarak deri elastikiyetine fayda sağlar.
    Akne ve gözenek tedavisinde, leke tedavisinde, cildi aydınlatmada, açık renkli tüylerin giderilmesinde etkili bir yöntemdir. 1-2 hafta aralıklarla 4-5 seans şeklinde uygulamalarda ciltteki yağ dengesinin sağlanması ve akne tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Leke tedavisinde ise seans sayıları biraz daha uzun (ortalama 10 seans) olabilmektedir.
    Kimyasal peelingden farklı olarak işlem sonrası, ciltte herhangi bir soyulma, kızarıklık beklenmez. Her mevsimde ve koyu tenli kişilerde de yapılabilen güvenli ve etkili bir işlemdir. Kısa ve konforlu uygulamadan sonra günlük hayata devam edilebilir.


  15. Peeling

    Bölüm güncelleniyor…


Dermatolojik Hastalıklar


  1. Akne (Sivilce)

    Bölüm güncelleniyor…


  2. Saç Dökülmesi

    Bölüm güncelleniyor…


  3. Egzema

    Egzema (Dermatit), genellikle deri kuruluğu, döküntü, kaşıntıyla kendini gösteren, zaman zaman tekrarlayıcı olabilen bir deri hastalığıdır. Egzema başlığı altında farklı sebepler ve klinik bulgular ile seyredebilen bir grup hastalık vardır. Atopik egzema, el egzemaları klinikte en sık karşılaşılan egzema tipleridir.
    Atopik egzema küçük çocuklarda daha sık görülen, erişkin dönemde de devam edebilen kronik, tekrarlayıcı bir deri hastalığıdır. Deri kuruluğu ve yoğun kaşıntı en önemli belirtileridir. Hastaların çoğunun kendisinde veya ailesinde alerjik astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalık öyküleri vardır. Atopik egzemanın kesin nedeni bilinmemektedir. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler, psikolojik nedenlerle derinin bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı bir reaksiyondur. Tanı klinik bulgularla konur. Herhangi bir laboratuvar incelemesine gerek yoktur. Hastalık bulaşıcı değildir.
    Tedavide ilaçlardan daha önemli olan şey korunmaktır. Sık sık ve sıcak banyo yapılması deri kuruluğunu artıracağından önerilmez. Tırnakların uzun olması önerilmez. Viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korunmaya çalışmak önemlidir. Stres, terleme, yünlü kıyafetler, sabun, deterjan gibi temizlik ürünleri, tozlu ortam, polenler, hayvan tüyleri, yumurta, süt, kuruyemişler,deniz ürünleri gibi yiyeceklerden uzak durmak korunmada önemlidir. Koruyucu önlemler dışında mevcut tedaviler hastalığın tekrarını engelleyememektedir. Tedavi hastalığın şiddetine göre belirlenir. Nemlendiriciler, kortizonlu kremler, kaşıntıyı azaltan kremler, ışık tedavileri, savunma sistemini baskılayan ilaçlar kullanılabilir.
    El egzeması ellerde kuruluk, kızarıklık, su kabarcıkları, sulantı ile karşımıza çıkabilen, toplumda oldukça sık görülen bir deri hastalığıdır. Herkesi etkileyebilir ancak atopik egzemalı bireylerde daha sık görülür. Günlük hayatta karşılaştığımız herhangi bir madde teması, mesleki olarak karşılaşılan allerjenler (saç boyası, inşaat malzemeleri, tekstil ürünleri, lateks eldiven, temizlik ürünleri gibi) egzemayı tetikleyebilir ya da alevlendirebilir. Bu nedenle sebebi her ne olursa olsun tedavide en önemli basamak korunmaktır. Etkeni saptamak veya korunmak mümkün olmadığında ve hastalık tekrarlayıcı seyir gösterdiğinde nemlendiriciler, kortizonlu kremler, sulantı varsa ıslak pansuman, deri kalınlığı artmışsa kalınlığı azaltıcı tedaviler gündeme gelebilir. Işık tedavileri, savunma sistemini baskılayan ilaçlar yaygın dirençli hastalıkta kullanılabilmektedir.


  4. Hiperhidrozis (Aşırı Terleme)

    Egzersiz, sıcak ortam, ani heyecan, endişe, korku gibi duygu durumlarında vücut ısısı yükselir ve buna yanıt olarak terleme olur. Vücudun doğal bir tepkisidir. Bu gibi durumlar olmadığında da aşırı terleme oluyorsa ve bu durum kişinin sosyal yaşantısını etkiliyorsa, kıyafet seçimini belirliyorsa, okul veya iş verimini bozuyorsa tedavi etmek gerekir.
    Hiperhidrozis bölgesel veya yaygın şekilde görülebilir. Yaygın hiperhidrozis enfeksiyon, diyabet, kullanılan ilaçlar, tiroid hastalıkları, menopoz gibi hormonal etkiler, gut hastalığı, obezite gibi nedenlerle olabilir ancak herhangi bir sebebe bağlı da olmayabilir. Bölgesel hiperhidrozis koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı, saçlı deri gibi sınırlı bölgelerde görülür. Aile öyküsü olabilir ancak genellikle sebepsizdir.
    Tedavi seçenekleri arasında kremler, iyontoforez, botulinum toksini, cerrahi girişimler, ağız yoluyla alınan ilaçlar yer alır. Terleme tipi, terleyen bölge, terleme şiddeti, daha önce kullanılan tedavilere göre tedavi planlanır. Etkinlik ve yan etkiler açısından kişisel farklılıklar gözlenebilir.


  5. Ürtiker

    Ürtiker, aniden ortaya çıkıp, kısa sürede kaybolabilen kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı ataklarıyla karakterize oldukça sık görülen bir hastalıktır. Farklı alt tipleri vardır. En sık idiyopatik olağan ürtiker görülür. Muayene bulguları ile tanı konur. Nedeni bulmak için çeşitli sorular sorulur, gerekirse bazı tetkikler istenir. Enfeksiyonlar, her türlü ilaç (en sık ağrı kesiciler, antibiyotikler, kas gevşeticiler, bazı tansiyon ilaçları), hazır gıdalar, ceviz, balık, domates, çilek gibi yiyecekler ürtikerden sorumlu olabilir. Stres çok önemli bir faktördür. Ürtiker için çoğu zaman nedene yönelik alerji testlerinin yeri yoktur.
    Tedavide antihistaminikler ilk olarak tercih edilir. Şikayet olsa da olmasa da düzenli kullanmak gereklidir. Yeterli olmazsa doz artırılabilir. Uzun süreli kullanım gerekebilir. Dirençli ve özel durumlarda steroid, siklosporin gibi bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar veya omalizumab kullanılabilmektedir. Ürtikere eşlik edebilen avuç içi ayak tabanında şişlik, dilde, boğazda şişlik ve yutma güçlüğü, nefes darlığı şeklinde görülen anjioödem bulgularının olması durumunda ise en yakın sağlık birimine başvurulmalıdır.


  6. Zona Zoster (Gece Yanığı)

    Zona, su çiçeği enfeksiyonuna sebep olan varisella zoster virusunun etken olduğu ikincil bir enfeksiyondur. Suçiçeği enfeksiyonundan sonra sinir köklerinde sessizce bekleyen viruslar, stres ya da vücut direncini azaltan herhangi bir nedenle tekrar aktive olup duysal sinirlerle deriye gelerek zonayı oluşturur.
    Zona, 50 yaş üzeri daha sık olmakla birlikte her yaşta görülebilir. Genellikle sınırlı bir alanda, kızarık zeminde minik su kabarcıkları şeklinde başlar ve genellikle çok ağrılı bir hastalıktır. Suçiçeği geçirmemiş bir kişinin bu lezyonlara yakın teması ile suçiçeği geçirmesi olasıdır. Bunun dışında hastalık bulaşıcı değildir.
    Genellikle ağrı, döküntüden birkaç gün önce başlar. Bu süreçte yerleşim yerine göre kalp ağrısı, apandisit, sistit, migren gibi ağrılı hastalıklarla karışabilir. Zona nadiren deri lezyonu yapmaksızın sadece ağrı ile seyredebilir. Böyle bir durumda zona diyebilmek için, diğer tüm olasılıkların dışlanması gerekir. Genç yaşlarda ağrı hafiftir, bazen hiç olmayabilir. Döküntüler genellikle 2-3 hafta içerisinde gerilerken ağrı 1-1,5 ay sürebilir. Bazen hiç kaybolmadan veya geçtikten sonra tekrar başlayarak postherpetik nevralji şeklinde sürer.
    Zona tedavisinde hastanın yaşı, savunma sisteminin yeterli olup olmaması, lezyonların yerleşimi ve süresi gibi faktörler dikkate alınır. Islak pansuman, ağrı kesiciler bazen yeterli olurken bazı durumlarda sistemik antiviral tedavi ön plana çıkar. Deriye sürülen antiviral kremlerin zonaya etkisi yoktur. Şiddetli zona lezyonları iz bırakabilir ve zona nadiren de olsa tekrarlayabilir.


  7. Keloid/Hipertrofik Skar

    Bölüm güncelleniyor…


  8. Melasma (Güneş Lekeleri)

    Güneşin zararlı etkilerine bağlı olarak en sık rastlanan cilt lekeleri çiller, gebelik lekeleri, solar lentigo ve melazmadır.
    Melazma türü lekeler genellikle 20’li yaşlardan itibaren ve sıklıkla yüz bölgesinde görülen sıklıkla iki taraflı ve simetrik, kahverenkli, keskin, düzensiz sınırlı lekelerdir. 20-40 yaş arası kadınlarda ve koyu tenli kişilerde daha sık görülür. Olguların %90’ı kadın, %10’u erkektir. Melazmanın hamilelik döneminde görülen şekli kloasma veya gebelik maskesi olarak adlandırılır.
    Melazmanın kesin nedeni bilinmemektedir. Bazı kozmetik ürünler, ilaçlar, kimyasal maddeler ve bitki özsularının güneş ışınlarıyla etkileşimi sonucunda cilt lekeleri ortaya çıkabilir. Güneşlenme, hamilelik, hormon tedavileri ve doğum kontrol hapları güneş lekesini tetikler. Tiroid hastalıklarıyla ilişkisi net değildir ancak hipotiroidi ile birlikte görülme olasılığı yüksektir. Aile içerisinde birden fazla kişide görülebilmesi, genetik yatkınlık olabileceğini düşündürmektedir. Hastaların %30’unda aile öyküsü vardır. Pek çok hastalık gibi melasma da stresle ilişkili olabilmektedir. Tetikleyici faktörlerle derideki renk hücreleri olan melanositler tarafından aşırı melanin üretilmesiyle pigmentasyon gelişir. Önlenebilir en önemli risk faktörü, güneş maruziyeti ve güneş hasarıdır. Bütün bunlarla birlikte melazma en çok sağlıklı, gebe olmayan erişkinlerde görülür.
    Melazma en sık alın, yanak, burun üzeri, dudak üstü, çene ve nadiren boyun ve kollarda görülür. Yaz aylarında daha belirgin hale gelir. Yüzeyel tipi koyu kahve renklidir ve wood ışığı ile belirginleşir. Tedaviye yanıt daha iyidir. Derin tipi ise açık kahve veya mavimsi gri renklidir, wood ışığı ile değişmez ve tedaviye yanıt azdır. Bir de mikst tip vardır ki bu, en sık görülen tipidir. Birçok kişide melazma, kronik bir hastalık olarak karşımıza çıkar.
    Tedavide öncelikle düzenli olarak yaz-kış, gün içinde 4 saatte bir en az 30 faktörlü güneşten koruyucu ürünler kullanılması gerekir. Ayrıca güneşten koruyucu kullanırken bile çok fazla direk güneşe maruz kalınmamalı, gölgede durmaya özen göstermeli ve şapka, gözlük takılmalıdır.
    Güneş ışınlarının etkisini kaybetmeye başladığı ekim ayından sonra ise; leke giderici kremler, kimyasal peeling, enzimatik peeling, laser tedavileri, PRP ve mezoterapi yöntemleri tek başına veya birlikte kullanılarak lekeler tedavi edilebilir. Ancak gebelik dönemine yönelik bilimsel veriler olmadığından bu uygulamaların kullanılmaması gerekir. Yaz döneminde leke tedavisi önerilmez. Leke tedavisi yapılırken çok agresif tedavilerden kaçınmak gerekir. Aksi halde lekeyi tetikleyebilir. Yüzeyel güneş lekeleri tedaviye daha iyi yanıt verir. Derin yerleşimli lekelerin tedaviye yanıtı azdır. Gebelikte oluşmuş lekeler ise bazen doğum sonrası kendiliğinden de iyileşebilir. Hiçbir tedavi lekelerin tekrarlamasını engellemez. Bu nedenle tedavi yanıtı iyi olsa bile tedaviden sonra korunmaya devam etmelidir.


  9. Mantar Enfeksiyonları

    Bölüm güncelleniyor…


  10. Rozasea (Gül Hastalığı)

    Bölüm güncelleniyor…


  11. Pitriasis Rosea (Madalyon Hastalığı)

    Bölüm güncelleniyor…


  12. Genital Siğil

    Bölüm güncelleniyor…


  13. Genital Herpes

    Bölüm güncelleniyor…


  14. Nevüs (Ben)

    Bölüm güncelleniyor…


Text Widget
Aliquam erat volutpat. Class aptent taciti sociosqu ad litora torquent per conubia nostra, per inceptos himenaeos. Integer sit amet lacinia turpis. Nunc euismod lacus sit amet purus euismod placerat? Integer gravida imperdiet tincidunt. Vivamus convallis dolor ultricies tellus consequat, in tempor tortor facilisis! Etiam et enim magna.